Neden Korkarak Geçiririz Bir Hayatı...

Korkularımız, yaşadıklarımız bazen hayatımıza yön veren tek kavramlardır. Geçmişten ders çıkarmak her zaman güzeldir fakat geçmişte takılı kalıp geleceğe adım atamaz hale geldiğiniz zaman işler karışır. Buyrun bakalım...

Neden Korkarak Geçiririz Bir Hayatı...

Korkarak bir ömrü geçirebilir misiniz ? Sürekli eskiyi hatırlayıp ya tekrar olursa diye çekinerek adım atmak geleceğe doğru...

Hepimizin yaşadığı güzel veya kötü anlar elbette vardır. Güzel anları her zaman beynimizin bir köşesinde saklarken kötü anları ise odak noktası olarak belirleriz. Geçmişte yaşadıklarımızdan ders çıkarmak her zaman hayatta bizleri bir adım ilerde yürütür. Fakat bu çıkardığımız dersler zamanla korkuya dönerse ? 

İşte burada başladı benim hikayemde. Çok sevdiğim insanları kaybettiğimde anladım bir daha duvarlarımı aşmamam gerektiğini. İnsanlar birbirlerinin hayatlarına girer, küçük dokunuşlarla ya güzelleştirir ya da onların unutamayacağı izler bırakır. Benim hayatımda ise bu dokunuşlar her zaman unutamayacağım izler bıraktı. 

Hiçbir aldığım darbeyi, zorda olsa düştüğüm yerden kalktığım günleri asla unutamadım. Bir süre sonra ders çıkarmaya başladım, hayattan belki birazda olsa güzel not alırım diye. Bilmiyordum ki kendim için yaptığım en büyük yanlışlardan biriydi aslında...

Risk almak her zaman heyecan vericidir. Risk aldığınızda korkarak yaşamazsınız hayatı. O an ne yapmak istiyorsanız ne hissediyorsanız açık açık belirtirsiniz. Fakat kimisi için bu o kadar basit değildir. Özellikle düştüğü zaman artık kalkacak halinin olmadığını bilen birisi için hiç basit değildir...

Çok sevdiğiniz bir insanın yanında olamazsınız mesela çünkü her zaman içinizde ya böyle olursa korkusu vardır. Kısacası anksiyete bozukluğu bütün benliğiyle vücudunuzu kaplar. Her zaman düşündükleriniz duygularınızın önüne geçer. Her zaman düşünerek hareket etmeye çalışır, bir daha aynı şeyleri yaşamamak için kimi zaman kendinizden özellikle duygularınızdan ödün verirsiniz...

"Sen deli misin korkarak yaşanır mı hayat böyle?" Derler genelde etrafınızdaki insanlar. "Akışına bırak herseyi, bırak ne olacaksa olsun." Çünkü onlar için basittir aynı şeyleri yaşamak. Düşseler de kalkacaklarını bilirler fakat kimisi bunu yapamaz. Kendine ördüğü duvarların dışına çıkamaz. Bir kere bunu yaparsa sonunun ne olacağını tahmin etmek çok zor olmaz aslında. 

Sevgi yasaktır mesela böyle insanlar için. Sevmek, birine değer vermek, güvenmek, tüm benliğiyle onun olmak, geçmişe bir çizgi çekip sadece geleceğe bakmak, kalbini sevdiği insanın avuçlarının içine bırakmak yasaktır. Ne kadar üzüldüysem o kadar üzerim bende diyerek insanları kırmaktan asla korkmazlar. Ta ki bütün bu yasakları çiğnettirecek kadar güzel bir insan çıkıncaya kadar karşılarına. İşte o zaman bütün bu vicdansız, umursamaz halleri birden bire kayboluverir. Tıpkı o insanın güzel gülüşünde kaybolduğu gibi...

İşte o an tekrar ansızın gelen bir misafir gibi geliverir korkular. Yine tekrar tekrar aynı şeyleri yaşayacağım korkusu. Hayata karşı ne kadar dimdik durmaya çalışsanız da aslında korkak küçük bir çocuk gibi olursunuz o zaman. Kalbiniz farklı konuşur, diliniz farklı...

Kalbiniz "korkma onu deliler gibi sevdiğini haykır bütün dünyaya" desede yine galip gelen düşünceleriniz olur. 

"Ya tekrar aynısı olursa..."