Atalar hak söylemiş: Mart ayı

Atalarımızın bize miras bıraktığı "Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır." sözünü, soğuk ve karlı geçen Mart ayı içerisinde sıkça duyar olduk. Peki atalarımız bunu neden söylemiş, gelin bir göz atalım.

Atalar hak söylemiş: Mart ayı

Hep deriz ya atalarımızın bir bildiği var. Atalarımız sadece bilmekle iktifa etmeyip o bilgileri bağlamına, içeriğine, akışına ve akıcılığına uygun öyle güzel cümlelerde kullanmışlar ki biz onlara atalar sözü, yani atasözü demişiz. İşte onlardan bir tanesi de şu soğuk kış günlerinin ardından gelen Mart ayı için söyledikleri ve bizim de sıkça kullandığımız “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.” sözü.

Şubat ayından itibaren cemrelerin düşmeye başlaması ve son cemrenin mart ayı başlarında toprakla buluşmasıyla birlikte ilkbaharın müjdelendiğini biliyoruz. Tüm bu gelişmeleri elektronik kaynaklardan rahatça takip edebiliyoruz. Ama hava durumunu ve doğa olaylarını bizler gibi meteorolojiyi  yahut haberleri takip edemeyen atalarımız ne yapıyor, doğanın işaretlerine bakıyor, yaşadıkları tecrübelerle onları anlamlandırıyor ve ona göre hareket ediyor. Önce kış mevsimi ile ilgili tabiatı okuyor ve “Ayva çok olursa, kış sert geçer.”, “Ceviz bol olursa, kış çetin olur.”, “Kavak yaprağını tepeden dökerse, kış çok olur.”, “Dut yaprağı açtı soyun, döktü giyin.” vb. birtakım tespitlerini ortaya koyuyor. Sonra hayvanları incelemeye başlıyor. Karıncalar, sincaplar gibi hayvanlar eğer çok fazla yiyecek stoğu yapıyorsa anlıyorlar ki kış pek çetin geçecek. Ona göre hazırlıklarını tamamlıyorlar. Ardından da diyorlar ki, mart ayı ilkbaharın başlangıcı olsa da ancak kapıdan bakabiliriz dışarıya. Güneşe sakın aldanma, çünkü hala soğuklar devam ediyor. Yoğun bir kış mevsiminin ardından elde avuçta odun da kalmamış, kazmaya küreğe sıra gelmiş. Tabi burada mecazi anlamda olayın ciddiyeti vurgulanıyor. E kış bitmeyince hastalıklar da bir türlü sona ermiyor. Ama atalar bunu da biliyor ve “Mart ayı dert ayı”, “Mart çıkmadıkça dert çıkmaz.” diyor. Mesela birinin huyunu beğenmiyor, kararsız ve huysuz bir tipi anlatmak için “mart havası gibi” tabiriyle şahane bir benzetme kullanıyor.

Velhâsıl-ı kelam yaşadığımız karlı ve soğuk Mart ayına binaen, yüreğimizi ısıtacak sözcükleri bugünlerimize taşıyor.