Billie Eilish'in En Güzel Şarkılarından NDA'nın Türkçe Çevirisi

Billie Eilish'in her şarkısının eşit derecede güzel olduğuna eminiz ve NDA şarkısı da bunlardan biri. Ben de sizler için bu şarkıyı çevirmek istedim. İyi okumalar!

Billie Eilish'in En Güzel Şarkılarından NDA'nın Türkçe Çevirisi
Did you think I'd show up in a limousine? No
(Limuzinle gelirim diye mi düşündün? Hayır)

Had to save my money for security
(Paramı güvenliğe saklamak zorunda kaldım)
Got a stalker walking up and down the street

(Sokağımda dolaşan bir sapığım var)
Says he's Satan and he'd like to meet
(Şeytan olduğunu ve tanışmak istediğini söylüyor)

I bought a secret house when I was 17
(17 yaşımdayken gizli bir ev aldım)

Haven't had a party since I got the keys
(Anahtarları aldığımdan beri parti vermedim)
Had a pretty boy over, but he couldn't stay

(Tatlı bir çocuk geldi, ama kalamadı)
On his way out, made him sign an NDA
(Dönüş yolunda ona bir gizlilik sözleşmesi imzalattım)

Yeah, I made him sign an NDA
(Evet, ona bir gizlilik sözleşmesi imzalattım)

Once was good enough
(Bir zamanlar yeterince iyiydi)
'Cause I don't want him having shit to say
(Çünkü onun söyleyecek bir şeyi olsun istemiyorum)

You couldn't save me, but you can't let me go, oh, no
(Beni kurtaramadın, ama gitmeme de izin veremiyorsun, oh hayır)

I can crave you, but you don't need to know
(Canım seni çekebilir, ama bunu bilmene gerek yok)

30 Under 30 for another year
(Başka bir yıl için daha 30'un altında 30

I can barely go outside, I think I hate it here
(Zar zor dışarı çıkabiliyorum, sanırım buradan nefret ediyorum)
Maybe I should think about a new career

(Belki de yeni bir kariyer hedeflemeliyim)
Somewhere in Kauai where I can disappear
(Kauai'de kaybolabileceğim bir yerde)

I've been having fun, getting older now
(Eğleniyordum, şimdi ise yaşlanıyorum)

Didn't change my number, made him shut his mouth
(Numaramı değiştirmedim, onun çenesini kapattım)

At least I gave him something he can cry about
(En azından ona ağlayabileceği bir sebep verdim)
I thought about my future, but I want it now
(Geleceğimi düşündüm, ama bunu şimdi istiyorum)

Want it now
(Şimdi istiyorum)

You can't give me up
(Benden vazgeçemezsin)

You couldn't save me, but you can't let me go, oh, no
(Beni kurtaramadın, ama gitmeme de izin veremiyorsun, oh hayır)

I can crave you, but you don't need to know
(Seni canım çekiyor, ama bunu bilmene gerek yok)

Did I take it too far?
(Çok mu ileri gittim?)

Now I know what you are
(Şimdi senin ne olduğunu biliyorum)

You hit me so hard
(Bana öyle sert vurdun ki)
I saw stars

(Yıldızları gördüm)
Think I took it too far

(Sanırım çok ileri gittim)
When I sold you my heart

(Sana kalbimi sattığımda)
How'd it get so dark?

(Nasıl bu kadar koyulaşabildi?)
I saw stars

(Yıldızları gördüm)
Stars
(Yıldızları)