Neden Kalori Hesaplayarak Kilo Veremeyiz?

Kendimize en çok söz verdiğimiz ve belki de en çok yalan söylediğimiz konu. Belki de yarın diyete başlıyorum yediklerime dikkat ediyor spor yapıyorum diyip yola çıkarız. Yarınlar genellikle pek gelmemesi ile meşhurdur yine de bir yerden başlamayı başardığımız da ilk yaptığımız şeylerden biri genelde hemen telefonumuza bir diyet uygulaması indirip kalorisini hesaplamaktır. Yaşınızı kilonuzu ve cinsiyetinizi alan bu uygulamalarda size binlerce yemeğin kalorisi ile ilgili bilgi verir ve sizin yapmanız gereken çok çok basittir. Artık hesapladığınız kaloriden fazla kalori alırsanız kilo alırsınız tam tersi durumda kilo verirsiniz her yerde duyarız bunu bu kadar kolaysa; Neden her seferinde başarısız oluyoruz? Her şey bu kadar kolay mı? İşte tüm detaylar

 1
Neden Kalori Hesaplayarak Kilo Veremeyiz?

Neden Başarısız Oluyoruz, Kilo Vermek Kolay mı?

Uzmanlara göre bunun cevabı hayır. Elbette bu kadar kolay değil. Yediklerinize sürekli takip etmek bazı insanlar için geçici bir kilo kaybı sağlasa da gerçekte kalori takip etmek sanıldığı kadar hassas bir denge sunmuyor ve ne kadar doğru takip ettiğinizde genellikle her insanın bedeninin tükettiği ve yaktığı enerji miktarı ile bu oran arasında tutarsızlıklar ortaya çıkabiliyor. O nedenle Uzmanlar, bu ne kadar kalori o kadar kilo konusunu değişmez evrensel bir gerçek gibi görmemiz gerektiğini söylüyorlar. Ama bu kalori mevzusu nereden çıktı isterseniz önce ona bir bakalım.

Kalori Nedir? Kalorinin Tarihi

19. yüzyılın sonlarına doğru Amerikan Kimyager Wilbur Olin Atwater, yiyecekleri ısıtarak ve patlatarak vücudumuza giren enerji miktarını ölçmek istiyor.  Patlamalı kalorimetre adında bir cihaz kullanıyor bu cihaz miktarı bilinen bir su içinde bir kimyasal reaksiyon sırasında ortaya çıkan ısı miktarını ölçüyor. Bu cihazın içine bir miktar yiyecek koyarak iyice elektrik veriyor bir nevi patlatıyor. Enerji ne kadar yüksekse içinde bulunduğu suyu da işte o kadar ısınıyordu. İşte kalori dediğimiz şey de 1 milimetre suyun sıcaklığını 1 santigrat derece yükseltmek için gerekli enerji birimidir. Bugün yiyecek ambalajlarında gördüğümüz kaloriler de kilo kaloridir ve bu da bir litre suyun sıcaklığını 1 derece yükseltmek için gerekli enerji miktarını ifade eder.  Atwater bununla kalmayarak bu yiyecekleri yiyen insanların dışkılarını da alıp bunları da bir şekilde ısıtmıştır. katılımcıların yedikleriyle dışkıları arasındaki enerji farkına dayanarak Atwater şunu belirlemiştir; 1 gram yağ da 9 kalori, 1 gram karbonhidrat da 4 kalori ve 1 gram protein de 4 kalori mevcuttur. İşte Bugün kullandığımız kalori hesabı da temelde bu hesaba dayanmaktadır. Ancak buradaki sıkıntı şu. Biz birer patlamalı kalorimetre değiliz ve en önemlisi yediğimiz her şeyde eşit değil. Atwater'ın sistemi, ölçtüğü yiyecekler için gayet başarılı bir şekilde çalışıyordu. Ancak yediğimiz her şeyi kapsaması mümkün değil.

Wilbur Olin Atwater'ın Sistemi Ne Kadar Düzgün Çalışıyor?

Araştırmacı fizyolog David bear, Atwater'ın sistemini birçok yiyeceğe uyguladığınızda sistemin çöktüğünü görürsünüz diyor.  Daha spesifik olarak bu sistemde farklı gıdaların bizim sindirim sistemimizde nasıl gezindiği ve bedenimizin bu besinleri nasıl sindirdiği de dikkate alınmıyor. Gıdaların nasıl sindirildiği de müthiş farklılıklar gösteriyor zira. Örneğin fındık gibi kuruyemişleri dikkate aldığımızda bu gıdalar yağ bakımından çok zengindir ve kalori takip uygulaması da birkaç tane fındık yediğinizi söylerseniz günlük kalori hedefinizi aştığınızı söyler size. Ancak araştırmalara göre bu kalorilerin hepsini kullanmıyor bedenimiz. Bu gıdalardaki yağ molekülleri bizim sindiremediğimiz bir tür liften yapılmış hücre duvarlarına hapse olmuştur. Ve bizim sindirim sistemimizde bu duvarları parçalayarak bu yağ kullanacak donanımda değil.

Buna yönelik bir araştırmada badem ağırlıklı beslenmeye tâbi tutulan katılımcıların dışkıları incelendiğinde, bademde bulunan yağ moleküllerinin çoğunun parçalanmadan atıldığını göstermiştir. Yani tüm gıdaların aynı ölçüde sindirildiği algısı doğru değil. Ve bu sadece kuruyemişlerle de sınırlı değil. Örneğin insan bedeni nişasta veya şekere de ulaşma konusunda çok iyi değil. Fındık fıstıkta olduğu gibi enerji yüklü bu moleküller lifli hücre duvarlarının arkasında korumalı durumda. Bir de işin pişirme tarafı var. Atwater'ınsisteminde bu da dikkate alınmıyor. Pişirilmiş bir gıdadan aldığınız enerji genellikle yemek içindeki enerji miktarından çok daha fazladır. İşlendiğinde gıda içindeki mikro besinleri yani yağ ve proteinleri daha kolay sindirebiliyoruz.

Son olarak en önemli şey de bireysellik konusu. Her insanın gıdadaki enerjiyi kullanma verimi farklıdır. Bunun en önemli göstergesi de her insanın mikrobiyomunun farklı olmasıdır. Bazı mikroplar sayesinde yiyeceklerden çok daha fazla enerji alabilirken bazı mikroplar bu enerjinin çoğunu bizden çalıyor. Yani mikrobiyom dengesi de tükettiğimiz kalori miktarını doğrudan belirliyor. Elbette kalori saymaktan ziyade herhangi bir uygulama ile yediklerinizi takip etmenin de bazı insanlar için faydası olduğu da biliniyor. Ancak bunun kalori sayısı ile bağlantılı olmadığını görüyoruz uzmanlara göre bir not defterine kalori sayısından bağımsız bir şekilde yediklerimizi not ettiğinizde de benzer etkiyi görebilirsiniz. Çünkü burada belirleyici olanın istikrar ve gerçekten yediklerinize dikkat etmeniz olduğunu söylüyorlar

En nihayetinde önemli olan sayılardan ziyade her tür besinden dengeli bir şekilde tüketmek ve elbette hareket etmeyi unutmamak. Sağlıcakla kalın.

Senin Tepkin Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow