Sustum

Nasıl bir viraj alıyorum bilmiyorum. O kadar keskin ki ha devrildim ha devrilicem. Ya tamam ya devam diyeceğim ama ikisinin de sonucunu bilmiyorum. Kararlarımın sonuçlarını öyle sıkı sıkıya düşünürüm ki en kötü sonuç bile ortaya çıksa hazır ve dimdik karşısında dururum. Şimdi ise bir dakika ötesini göremiyorum. Ve bu beni deli ediyor.

Sustum

Her insanın kendisini sorguladığı, cevabını bulamadığı sorular sorduğu zamanlar olmuştur. Sanırım öyle bir zaman diliminin içindeyim. Cevapsız sorularla doluyum. Ne yapıyorum, ne yapıyordum, nereye gidiyorum, neredeyim? Şu ara mutsuzluk seviyem en üst düzeyde. Eve kapalı olmaktan mı bilmiyorum ama gitmiyor işte. Gitmiyor. Hayat akıp gidiyor diyoruz ya, akmıyor. Yelkovan kovalamıyor akrebi benim için. Çaresizce bekliyorum..

Nasıl bir viraj alıyorum bilmiyorum. O kadar keskin ki ha devrildim ha devrilicem. Ya tamam ya devam diyeceğim ama ikisinin de sonucunu bilmiyorum. Kararlarımın sonuçlarını öyle sıkı sıkıya düşünürüm ki en kötü sonuç bile ortaya çıksa hazır ve dimdik karşısında dururum. Şimdi ise bir dakika ötesini göremiyorum. Ve bu beni deli ediyor.

Yoruldum ben. Yaşamaktan, savaşmaktan. Hatta nefes almaktan bile yoruldum. Küçük mutluluklarım vardı, kayıp gitti. Az da olsa huzur bulurdum zihnimi kaçırdığım meçhul yerlerde, artık keşfedildi her yerim, her mekanım. Kumsaldaki kum tanesi gibi hissediyorum kendimi. Bunu açıklamak için yazdım ama sildim tekrar. Sanırım buna da takatim yok.

Görselde ki ağaç gibiyim. Yavaş yavaş çöküyorum. Aslında çoktan çürüdüm ve kurudum ama, henüz bedenim toprakla kavuşmadı. Tıpkı o ağaç gibi. Bir daha asla yapraklarım olmayacak, kimse gölgemde serinlemeyecek. Daha kötüsü ormancı da gelip kesmeyecek. O kadar işe yaramaz oldum. Yavaş yavaş çöküyorum işte. Ayaklarım toprakta ama gövdem direniyor. Ona da sıra gelecek. O zaman bitecek…