Hatıralar

Bir insan hatıralarının, anılarının gölgesinde veya o yaşanan anlardaki hislerinin peşinde ne kadar koşabilir? Ne kadar daha arayabilir aynı hisleri? İşte aynı hisleri aramak yerine yenilerini eklemeye çalışıyorum bazen. Ama yine de aynı heyecanı, aynı mutluluğu arıyorum. Bulamayınca ise kahroluyorum. Geçmişte yaşadığım tüm güzel duyguları şu anda birinin bana yaşatabilmesi mümkün mü? Bu duyguları daha evvel yaşadığımı ve yaşamama sebep olanları düşündüğümde çıta yüksek sanırım.

Hatıralar
Bazı şeyler insana geçmişe dair izlerini hatırlatır, parmak uçları ile dokunma isteği uyandırır o izlere. Bazen ise dolmuş gözler ile bakma isteği uyandırır. Bazı anlar acı verir, bazı anlar ise sadece tebessüm ettirir. Kimisi gerçekten samimi iken kimisi öylesinedir bu tebessümlerin. Mutluluk rolü değil aslında bu, geçmişin tekrar zihinde cereyan etmesi, izlerin oluşumunda hissettiklerini hatırlama sonucu yüzde oluşan basit bir tebessüm. Ama asla o izlerin oluştuğu zaman hissedilen, hatıraların yaşandığı anda insanın içine dolan bir mutluluk değil. Emin olmamak ile birlikte insanların aslında her şeyi zihinlerinde bir yerlerde sakladığını, sadece doğru çağrışımlarla tekrar geri getirdiklerini duymuştum. Yani aslında hiçbir şeyi unutmuyormuşuz, sadece en derinlerden geri getirmekte problem yaşadığımız için unuttuk sanıyormuşuz.

Bir insan hatıralarının, anılarının gölgesinde veya o yaşanan anlardaki hislerinin peşinde ne kadar koşabilir? Ne kadar daha arayabilir aynı hisleri? İşte aynı hisleri aramak yerine yenilerini eklemeye çalışıyorum bazen. Ama yine de aynı heyecanı, aynı mutluluğu arıyorum. Bulamayınca ise kahroluyorum. Geçmişte yaşadığım tüm güzel duyguları şu anda birinin bana yaşatabilmesi mümkün mü? Bu duyguları daha evvel yaşadığımı ve yaşamama sebep olanları düşündüğümde çıta yüksek sanırım.

Hayat devam ediyor ancak. Geçmişin gölgesinde ne kadar verimli geçiyor saatler ve dakikalar? O gölgeden kurtulmaya çalışsan güneş yakıyor, yanıyorsun. Tekrar sığınıyorsun eskiye ve eskitilmişe. Şöyle bir dönüp arkadan bakıyorsun, yaşadıklarına, yaşattıklarına, hayatında olanlara ve artık hayatında olmayanlara. Sonra önüne dönüp geleceğe, getireceklerine ve beklediklerine bakıyorsun. Sade ve basit bir soru beliriyor zihnimde. Neredeyim, neredeydim ve nereye gidiyorum? Bazen ne olacağım? Yok yok, daha çok nasıl son bulacak sorusu oluyor. Hatıra dedim ya işte. Anılar, geçmiş, yaşananlar, arayış, kayboluş vs.vs. Tam olarak neresindeyim bilmiyorum. Amaç? Amaçsızım diyemiyorum ama bir amacım var ve şu diye koyamıyorum önüme. Çok bilinmeyenli denklem gibi. çözülmüyor…

Tam olarak bahsettiğim nedir? Diyorum ki; hala geçmişin peşindeyim, içime yerleşmeyecek, damarlarımda dolaşmayacak o hislerin peşindeyim. Her adımımda izlerime bakıyor, okşuyor, kimi zaman seviyor, kimi zaman ise sövüyorum. Bir şişede bulacağımı sanıyorum bazen cevapları, şişe bitiyor, yeni sorular beliriyor. Olmuyor.. Bıktığımı fark ediyorum. Değişen ruh hallerime yenilerini ekleyip eriyorum. Neden böyle bu hayat, böyle bir ömür geçer mi diyerek çizik atıyorum zihnimin en dolu köşelerine. Değmiyor çiziklerin hiçbiri saklanmış olan gizli anılara. Taşıyorum, köpürüyorum ve hatta bazen kaynıyorum da bağıra bağıra çıkarıyorum sakladıklarımı birer birer. Sonra gelen yorgunluk hali ile kıvranıp kıvrılıyorum yüreğimdeki çentiklere. Bittiğimi hissediyorum…. Daha çok bittiğini ama!