Adaletsizlik bir anlatımı ihale kesmek;

Yaşadığımız dünyada, içinde bulunduğumuz sıkıntılar giderek artarken,ahlaki erozyon, geçim sıkıntısı, insani ilişkiler, duygular, tahammül, geleneklerimiz,dini duyarlığımız, İslami mücadeledeki samimiyetimiz ve gayretimiz, İslam'ın hayatımızda, nasıl nerelerde var olduğu konusundaki gelinen nokta.

Adaletsizlik bir anlatımı ihale kesmek;

Bunların hepsini birer birer değerlendirip,ihaleyi bir başkasına çıkarmadan (Kolay olanı seçiyoruz) kendimizi,sorgulayalım. Çünkü  biz, Müslümanız, inanıyoruz.

Allahın hükümlerini, hem üzerimizde ve aynı zamanda toplum üstünde egemen kılmak birincil vazifemiz.        Yöneticilerimiz, kötü yönetimi dolayısıyla kesinlikle sorumludur, sorumluluk altındalar.

Hz Ömer'in bir koyunu, kurt kaptığın da sorumluluğu kendisinde görmesi, bizim inancımızda yöneticinin ne kadar sorumlu olduğunu gösteren bir örnektir.

Bizim yaşlardaki ler rahatlıkla bilirler,ihlas, samimiyet, İslam'ı duyarlılık, komşuluk ilişkileri, yardımlaşma, arkadaşlık hemen her konu da iyi olmaya, çaba gösteren bir yapıdan, savrulan, dejenere olan, farklı değelere emek veren,efor sarf eden birileri olduk.

Hele zaferin, değişen dönüşen ve dönüştüren sorumluluğunu herzaman hisseder, bizden sonraki kuşağın değerlerimiz anlamın da, bizden ileri seviyelerde olması adına gayret gösterir ve hatta çocuklarımızın, ismini korken dahi seçici olurduk.

Bugün geldiğimiz noktadan bakınca, neredeyiz? İhaleyi başkasına çıkarmadan, ihlâsla kendimizi sorğulayalım. Çocuklarımızı yetiştirirken, nekadar 
 hassas davrandık ve neyi önceledik.Tabi iş, aş, kariyer öncelikler arasında ve paralelinde ne kadar İslam'ı duyarlılıkları var.

İslam bir yaşam tarzı olarak ne kadar kabul görüyor. Geleneksel inanış biçiminden, yanlışlardan ne kadar arınmış, tuzaklara düşmeden dimdik ayakta kalan mümin olarak hayatını idame ettirebilirmi?

Bir günde olsa İslam'ı konularda onlara nasihatlarımız oldumu?
Kuranı okuyup anlama adına,bilgilendirmemiz oldumu? Atmışız çarpık sistemin kucağına yetki ve Selahiyet onda imiş gibi ve ahlaki erozyon giderek artmış.

Biz neyi, kimi nekadar tutması gerekli olduğu konusunda öncülük ederiz ve önem arz etmeyen konularda nasihatlar verir onu yarınlara hazırladığımızı zannederiz.

Amirler ve yöneciler diyerek, sistemi suçlarken bizde, amir,yönetici ve hatta birincil sorumlu olduğumuzu unutmuşuz. Evin geçimi ile alakalı emek, ceplerine üç beş kuruş harçlık, sorumluğumuz bitti iyi bir aile reisi rahatlığında rutin işlerimize devam ettik.

Oysa olmazsa olmazı mız, müminlerden olabilme, ümmetin derdi ile hemhal olabilme.

Hülasa sorumluluğumuz da olanlar; Çocuklarımız, yakın çevremiz, hısım, akrabalarımız,İslami, anlayış, bilgi, birikim, yaşam biçimi bizden ileri seviyedemi, yoksa savrulmuş, İslam onlar için ikincilmi? Samimi olarak kendimizi sorgulayalım.

O zaman, nasılsanız öyle yönetilirsiniz. Bir toplum, kendisini değiştirmeden onlar üstündeki hükmünü değiştirmem. Hükümlerini, akıldan çıkarmadan, değişme gayretinde olup bir başkalarına, ihale çıkarmayalım.

Samimi, bir bilen, sorgulayan bireyler olabilsek, yanlışlarla dolu, samimiyetsiz, beceriksiz, vizyonsuz, misyonsuz idarecileri... Anlayanlara....